Ben sana kederle sulanmış bir tutam gül getiriyorum ve acılarımı ve umutlarımı hatıra bırakıyorum yalnız gecelerimde yanımda olmaya sevdalı sen beni rüyalarında arayan sen Ah çilelerimi bir anlayabilsen, bir koklayabilsen, Ben sana güzelce sarılmış, sıkıca bağlanmış bir bohça içinde yarınlar hediye ediyorum ufuktaki dünyamın bahçelerinden sana papatya topluyorum seni acılarıma ortak yapıyorum sana sonsuz aşkların anahtarını veriyorum. Yaşlı gözlerimde, tutsak bir sevdanın korkak kelimeleri kalbimde çarpan ve tutuşturmaya çalıştığım bir davanın gönülleri aydınlatan nur çeşmeleri ben sana öldükten sonra bile işe yarayacak manevi lezzetler sunuyorum, doğan şafağın umut ışıklarını ve yağmurun bereketini bırakıyorum. Ben sana yıllar sonra arkana dönüp baktığında pişmanlık içinde olmayacağın günler hediye ediyorum.
Bir gün olur da, Bir gün olur da ararsan beni , Bil ki andığın yerdeyim. Hiç gider miyim senden uzaklara? Yapar mıyım, yapabilir miyim hiç? Et tırnaktan, Can nefesten ayrılır mı? Durup da ! Durup da boşuna arama beni, Bil ki bıraktığın yerdeyim.
Bir gün olur da, Bir gün olur da ararsan beni, Bil ki baktığın yerdeyim. Gördüğün ağaçta, öten kuşta, Açan çiçekte ben varım. Hiç gider miyim senden uzaklara? Yapar mıyım, yapabilir miyim hiç? Hiçbir yerde arama beni, Mutluluktan ağladığım, Küçücük ellerinle sildiğin, Göz yaşlarıma karışıp da, Bil ki aktığın yerdeyim
bir şehrin siyah saçlarını örüyorum Beyoğlu kalabalık bir karanlıkta gözlerimde perdesiz bir gece var çiçekler son karanfillerini saklamış göz yaşlarımın tuzundan belli ki aşkın kimyası ağır belli ki çapraz aşkın yolları dar yani yorgun gözlerimin yeşili yani besmeleler dudaklarımda yorgun benden gizli bir tebessüm içinde hayat yalnızlığım yorgun kalbim kan çanağı sağanaklarında özleminin
seni seviyorum diyorum kendi kendime seni seviyorum seni seviyorum çık gel kendini al gel bana her nerdeysen ve ne haldeysen çık gel sensizliğin acısını başkalarından saklamaktan yoruldum istemediğim halde gülümsemenin bende yarattığı ihanetten istemediğim anlarda denizi seyretmekten istemediğim içkileri içmekten bana ait olmayan sarhoşlukları yaşamaktan ve sensiz bir sabaha uyanmaktan yoruldum çık gel çık gel ki ellerim ısınsın çık gel ki başkalarına verdiğim cevaplar güçlensin çık gel çık gel ki Azrail utansın çık gel
sensizliğin şehrinde ateşe veriyorum saçlarımın beyazını sabrımın rengi siyah sanırdım oysa sanki yüreğim avucumda sanki her sabah pişmanlığını anlatan bir mektup atılacak kapımın altından sanki senin için verdiğim kavgalardan insanlar utanacak sanki yanılmamışlığımın gecesi sabah olacak sanki seni sevmemin sonucu sensizlik olmayacak çık gel çık gel akşamlarımın akşam sefası rengince çık gel aşka inanmayanların yüzünü kızartırcasına çık gel bir daha gitmeyecekmişçesine
Sana bir sevda sunsam Yüreğimin en güzel pınarından Öyle bir sevda ki, içilesi Öyle bir sevda ki, kendinden geçilesi İçer misin? Kendinden geçer misin?
Sana sevmeyi anlatsam Bana sevmeyi anlat desem Dinler misin? Anlatır mısın?
Kanat taksam bakışlarıma Nağme yazsam, göz bebeklerimle Yollasam gözlerine Okur musun? Cevaplar mısın?
Cana canan lazım desem Yüreğime sen lazım Sana beni versem Seni senden istesem Beni alır mısın? Seni verir misin?